23.9.26

76

İyi ki doğdun, baba!

Ekinoks bugün. Gece ile gündüz bile kavuşurken, ben bu kelimeyi kullanarak sana seslenme meselesiyle hâlâ barışamadım. 

Baba olan arkadaşlarla bunun üstüne konuşabiliyorum. Senden bahsedebiliyorum. Gel gör ki sana seslenemiyorum.

Belki de seni aslında hiç tanımadığım içindir. Çok eskiden izlediğim bir filmden aklımda kalan birkaç an gibi seninle anılarım. 

Okula giderken elini tuttuğum ve o esnada başımı kaldırıp yüzüne baktığım, akşam yemeği sonrası saçlarına toka taktığım, dondurma almam için verdiğin paranın hepsini harcadığım için hayat dersi aldığım... Bulamadım bir dördüncüyü. 

Şehirde olduğun her akşam apartmana girerken hep aynı melodiyle çaldığın ıslığın bile sadece varlığını hatırlıyorum; sesi yok artık. 

Senin sesin de yok. Hayali bir ses, daha hayali bir koku. Rüyalarda, beş on yılda bir o da. Hatırlamak denmez buna. Bu kadarcık sahnemsi hatırayla film de anlatılmaz zaten.

Sen gittiysen herkes gider zaten ile başlayan bahanelerim ile yüzleşiyorum bu aralar.

Yine de iyi ki doğdun, elbette.